Sabahları okula gitmemek için bahaneler üreten, sık sık karın ağrısından yakınan veya okul kapısında duraksayan çocukların davranışları, aileler tarafından zaman zaman isteksizlik olarak değerlendirilebiliyor. Ancak bu durum, öğrencinin okulda yaşadığı bir sorunun işareti de olabilir. Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Vesile Alkan Korkmaz, çocukların okula gitmek istememesinin arkasında akran zorbalığının bulunabileceğine dikkat çekti.
OKULA GİTMEK İSTEMEMEK BİR İŞARET OLABİLİR
Hürriyet'te yayımlanan yazısında akran zorbalığının çocuklar üzerindeki etkilerini ele alan Prof. Dr. Vesile Alkan Korkmaz, okuldan uzaklaşma isteğinin her zaman basit bir isteksizlik olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Korkmaz'a göre öğrenciler, okul ortamında arkadaşlarının alaycı davranışlarına, fiziksel müdahalelerine veya dijital ortamda gerçekleştirilen zorbalığa maruz kalabiliyor. Bu tür davranışlar, öğrencilerin kendilerini okulda güvende hissetmelerini zorlaştırabiliyor.
ZORBALIK YALNIZCA FİZİKSEL ŞİDDETTEN İBARET DEĞİL
Akran zorbalığı, öğrencilerin birbirlerine yönelik fiziksel davranışlarıyla sınırlı kalmıyor. Alay edilmesi, dışlanma ve dijital ortamlarda hedef alınma da çocukların okul yaşamını olumsuz etkileyebiliyor. Korkmaz, zorbalığın güç dengesizliği içeren bir davranış olduğunu belirterek bu durumun öğrenciler açısından okul ortamını kaygı verici hale getirebileceğini ifade etti.
“BÜYÜYÜNCE GEÇER” YAKLAŞIMINA DİKKAT
Prof. Dr. Korkmaz, yetişkinlerin zorbalığı çocuklar arasında yaşanan sıradan bir anlaşmazlık olarak değerlendirmesinin önemli bir sorun olduğuna işaret etti. Yazısında çocukluk döneminde yaşanan zorbalığın uzun vadeli psikolojik etkilerine değinen Korkmaz, bu deneyimlerin ilerleyen yıllarda kaygı, özgüven kaybı ve depresyon gibi sorunlarla ilişkili olabileceğini belirtti. Bu nedenle çocukların yaşadıklarının küçümsenmemesi ve zorbalık şüphesinin ciddiyetle ele alınması gerektiğini vurguladı.
ÇÖZÜMDE OKULUN TÜM BİRİMLERİNE GÖREV DÜŞÜYOR
Korkmaz, akran zorbalığıyla mücadelede yalnızca olayın taraflarına odaklanılmasının yeterli olmayacağını ifade etti. UNESCO'nun önerilerine de değinen Korkmaz, okul yönetimi, öğretmenler, rehberlik servisi ve velilerin birlikte hareket etmesini esas alan “Tüm Okul Yaklaşımı” üzerinde durdu. Bu yaklaşımda öğrencilerin empati kurma, duygularını yönetme, başkalarının sınırlarına saygı gösterme ve gerektiğinde yardım isteme becerilerinin geliştirilmesi önem taşıyor.
AİLELER VE ÖĞRETMENLER NEYE DİKKAT ETMELİ?
Uzmanın değerlendirmeleri, okula gitmek istemeyen çocukların davranışlarının nedenlerini anlamanın önemini ortaya koyuyor. Çocuğun yaşadığı sorunun yalnızca derslerle ilgili olduğu varsayılmadan okul ortamındaki ilişkilerinin de değerlendirilmesi gerekiyor. Korkmaz, öğrencilerin kendilerini güvende hissedebilecekleri bir okul ortamının oluşturulmasının yetişkinlerin ortak sorumluluğu olduğunu vurguluyor.