Okullarda şiddetin tırmanması ile öğrenci ve öğretmen ölümlerinin peş peşe gelmesi üzerine DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen'den radikal bir öneri geldi. Esen, “Aşırı yük altındaki PDR uzmanı sayısı artırılmalı, 5 bakanlığın ortaklaşa veri gireceği dijital 'kırmızı kod' sistemiyle riskli öğrenciler olay çıkarmadan önce tespit edilmeli." dedi. Türkiye genelinde lise ve ortaokullarda peş peşe yaşanan okul saldırılarının münferit olmaktan çıktığını belirten DEVA Partili Esen, Manşet Haber'e önemli değerlendirmelerde bulundu. Okullara sadece güvenlik görevlisi dikmenin yetmediğini vurgulayan Esen; Milli Eğitim, İçişleri, Aile, Adalet ve Sağlık Bakanlıklarının entegre olacağı, riskli öğrencileri suça karışmadan "sinyal anında" yakalayacak dijital erken uyarı modelini Meclis gündemine taşıdı.
ERKEN UYARI SİSTEMİ NASIL İŞLEYECEK?
MEB ve diğer kurumların mevcut güvenlik tedbirlerinin yetersiz kaldığına dikkat çeken Esen, kurulmasını teklif ettikleri Dijital Erken Uyarı Sistemi'nin çalışma prensibini anlattı. Erken uyarı altyapısı sayesinde suça sürüklenme veya şiddet uygulama riski taşıyan çocukların önceden tespit edileceğini belirten Esen, "Çocuğun okuldaki davranış bozukluğu, hastanedeki adli vakası, aile içi şiddet kayıtları veya kolluk birimlerinin tespitleri tek bir dijital platformda toplanacak. Sistem, riski anında algılayıp ilgili birimlere erken uyarı sinyali verecek. Böylece olaylar patlak vermeden, tek bir can kaybı yaşanmadan koruyucu ve önleyici devlet müdahalesi sağlanacak" ifadelerini kullandı.
PDR YETERSİZLİĞİ VE 5 BAKANLIKLI DİJİTAL SİSTEM
Esen, okullarda kanlı eylemler yaşanmadan önce koruyucu ve önleyici tedbirlerin devreye sokulması için Milli Eğitim, İçişleri, Aile, Adalet ve Sağlık Bakanlıkları arasında kopmaz bir yetki-sorumluluk zinciri kurulması gerektiğini ifade etti. Bin kişilik okullarda 2 PDR uzmanıyla risk analizinin yapılamayacağını belirten Esen, rehberlik kadrolarının acilen artırılmasını istedi. Önerilen modelde okulda öğretmenin, hastanede doktorun, sahada kolluk kuvvetinin girdiği veriler biriktiğinde dijital erken uyarı mekanizması çalışacak; öğrenci için "sarı, turuncu veya kırmızı" kod uyarısı verilecek. Devlet, riski büyümeden yerinde müdahaleyle önleyecek.
"KURŞUN GEÇİRMEZ ÇANTA ÜRETİLİR HALE GELDİ"
Okul güvenliğindeki çöküşün toplumsal yansımalarına dikkat çeken Esen, sarsıcı bir örneği paylaştı. Ankara'da bir esnafın okullardaki silahlı saldırılara karşı "kurşun geçirmez okul çantası" ürettiğini anımsatan Esen, bir toplumda kötülüğün üretime kadar yansımasının ve karşılıklı güven oranının yüzde 20'lere düşmesinin devletin koruma kapasitesindeki daralmayı gösterdiğini ifade etti.
"HAKİM DE OLSANIZ BU KABALIĞI VE ZORBALIĞI YAPAMAZSINIZ!"
Makam ve statünün sağladığı gücün okullarda güvenlik önlemlerini bile engelleyen bir zorbalığa dönüştüğüne dikkat çekilerek, yaşanılan acı tablolar ve idarecilerin uğradığı baskılar şu sözlerle aktarıldı:
"İstanbul’daki bir okulda müdür, güvenliği sağlamak adına kapıya barkodlu giriş sistemi kuruyor. Fakat velilerden biri olan yargı mensubu bir hâkim, 'Ben hâkimim, bu uygulamayı kullanarak okula girmek istemiyorum' diyor. Veliyken bile o üsttencilik ve orantısız güç kullanımıyla okul müdürüne zorbalık uygulanıyor ve olay müdürün görevden sürülmesine kadar gidiyor. Kahramanmaraş'ta da riskli çocuğu tespit eden müdür yardımcısı, çocuğun babası emniyet mensubu olduğu için sürüldü. Hiç kimse makamından güç alarak bu kabalığı yapamaz, toplumun düzenini bozamaz! Güçten negatif etkilenen bu zorbalıkların sonuna kadar takipçisi olacağız."
"MECLİS KOMİSYONU GAZ ALMA YERİ OLMAMALI"
Esen, TBMM bünyesinde devam eden araştırma komisyonlarının sadece "toplumun biriken gazını alma" işlevi görmemesi gerektiğinin altını çizdi. Somut kanun teklifleri, bütçe tahsisleri ve caydırıcı yaptırımlarla sürecin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Esen, ailelere de çağrıda bulundu. Esen, çocukların dijital yalnızlığa ve sanal çetelere terk edilmemesi için birebir iletişimin ve nitelikli zaman geçirmenin hayati önemde olduğunu sözlerine ekledi.