Uzmanlar, dünyaca ünlü animasyon filmi Ters Yüz ‘ün çocuklarda duygu farkındalığını ve psikolojik dayanıklılığı artırdığını belirtiyor. Soyut duyguları somut karakterlere dönüştüren yapım, ebeveynler ve terapistler için harika bir rehber.
"BUGÜN KUMANDAYI ÖFKE ALDI"
Kampüs Habere konuşan Psikolog Sude Aykaç, Özellikle okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklar soyut kavramları anlamakta, duygularını tanımakta ve ifade etmekte zaman zaman zorlanabiliyorlar. Filmde sevinç, üzüntü, öfke, korku ve tiksinti gibi temel duyguların ayrı birer karakter olarak sunulması ise çocukların kendi iç dünyalarını daha anlaşılır hale getirmelerine yardımcı oluyor., Çocuklar bu sayede "Ben kötü hissediyorum" demek yerine, "Bugün galiba öfke kumandayı aldı" veya "Şu an üzüntü bende daha baskın" diyerek duygularını çok daha rahat tanımlayabiliyor.
"KÖTÜ DUYGU" DİYE BİR ŞEY YOKTUR
Aykaç, çocuklarla yapılan davranışlarını değerlendirirken şu ifadeleri kullandı. “Toplumda çocuklara sıklıkla verilen "Ağlama", "Üzülme" veya "Korkacak bir şey yok" gibi mesajlar, çocukların olumsuz duygularını bastırmalarına neden olabiliyor. Uzmanlar, Ters Yüz filminin en güçlü yönünün "kötü duygu diye bir şey olmadığını" kanıtlaması olduğunu vurguluyor. Yalnızca mutlu olmanın tek hedef olmadığını aktaran film; üzüntü ve kaygı gibi duyguların da birer işlevi olduğunu göstererek çocuklara "Duygularını yok etmeye çalışma, onları anlamaya çalış" mesajını aşılıyor”
TERAPİ SÜREÇLERİNDE "KUMANDA MASASI" METAFORU
Filmde işlenen "kumanda masası" metaforu, profesyonel uzmanlar tarafından terapi süreçlerinde de işlevsel bir araç olarak sıklıkla kullanılıyor. Çocuklarla çalışırken doğrudan "Ne hissediyorsun?" diye sormak yerine, "Bugün kumanda masasında hangi duygu oturuyor?" ya da "Sence şu an direksiyonda kim var?" gibi sorular yöneltmek, kendilerini ifade etmelerini çok daha kolay hale getiriyor. Çünkü çocuklar soyut duygular yerine hikayeler ve karakterler üzerinden konuşmayı daha rahat buluyor.
EBEVEYNLER İÇİN SORGULAMA DEĞİL, SOHBET FIRSATI
Aykaç, aile ile izlenen filmlerin çocuklar üzerinde derin bağlar kurulabileceğini vurgulayarak,” Film, anne ve babalara çocuklarıyla duygular üzerine derin bağlar kurabileceği harika bir sohbet alanı açıyor. Uzmanlar, filmi izledikten sonra çocukları sorguya çeker gibi değil, merak ederek dinlemek gerektiğinin altını çiziyor. "Filmde en çok hangi karakteri sevdin?", "Bugün senin kumanda masanda hangi duygu vardı?" gibi açık uçlu sorular, çocuğun anlaşıldığını hissetmesini sağlıyor. Duygularının yargılanmadığını gören çocuklar, onları saklamak yerine ebeveynleriyle paylaşmayı öğreniyor"