TBMM Genel Kurulu’nda öğrenci affı ve yükseköğretime ilişkin kanun teklifinin görüşmeleri tamamlandı. Tam 4 milyon öğrenciyi ilgilendiren tarihi düzenlemede milletvekillerinin ne söylediği ve affın kimleri kapsadığı merak konusu olurken Meclis’teki kritik görüşmenin tüm detayları belli oldu.
TBMM'DE YÜKSEKÖĞRETİM KANUN TEKLİFİ GÖRÜŞMELERİ TAMAMLANDI
TBMM Genel Kurulu’nda, öğrenci affı ve yükseköğretime ilişkin çeşitli düzenlemeleri içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı. Üniversitelerden ilişiği kesilen öğrencilere geri dönüş yolunu açan teklif, Meclis’te farklı siyasi partilerin temsilcileri arasında yoğun tartışmalara sahne oldu.
"EĞİTİM HAKKINI GÜÇLENDİRİYOR, 4 MİLYON ÖĞRENCİ DÖNÜYOR"
Teklifin ilk imza sahiplerinden AK Parti Niğde Milletvekili Cevahir Uzkurt, yapılan düzenlemenin amacını şu sözlerle dile getirdi:
"Teklifimiz, öğrencilerimizin eğitim hakkını daha güçlü korumayı, akademisyenlerimizin bilimsel üretimini desteklemeyi, akademik dürüstlüğü daha sağlam güvence altına almayı ve yükseköğretim sistemimizi gelişen ihtiyaçlara uygun şekilde güncellemeyi amaçlamaktadır."
MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç ise düzenlemenin kapsamına dikkat çekerek, yıl sınırı olmaksızın yaklaşık 4 milyon ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencisinin 2026-2027 akademik yılında eğitimlerine ve amfilerine geri dönebileceklerini belirtti.
"KRİZ VE BARINMA SORUNU ÇÖZÜLMEDEN AF KALICI OLMAZ"
Teklif üzerine söz alan muhalefet milletvekilleri ise düzenlemenin yapısına ve ekonomik şartlara dikkat çekti:
CHP / Yeni Parti İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş: Gençlerin okulu terk etmelerindeki asıl nedenin akademik yetersizlik değil; derin ekonomik kriz, fahiş kiralar ve barınma sorunu olduğunu belirterek, yapısal sorunlar çözülmeden çıkarılan af tekliflerinin kalıcı bir sonuç üretmeyeceğini vurguladı.
Yeni Yol Partisi Samsun Milletvekili Mehmet Karaman: Düzenlemenin bütüncül bir reform perspektifinden uzak olduğunu ifade ederek; birkaç maddelik teknik değişiklikler yerine, Türkiye'nin yükseköğretimin geleceğine ilişkin güçlü bir vizyona ve kapsamlı bir dönüşüme ihtiyacı olduğunu dile getirdi.