SON GELİŞMELER
Bize Ulaşın

Dil Seçimi

Uyuşturucu ve sanal bahis rakamları alarm veriyor: "En büyük hatalar mutsuzken yapılır"

Haber görseli

Uyuşturucu kullanımı ve sanal bahis gibi bağımlılıklar, son yıllarda Türkiye’de giderek daha görünür hale gelen ciddi sorunlar arasında yer alıyor. Güncel raporlar; hem madde kullanımında hem de kumar ve sanal bahis davranışlarda belirgin artışlara işaret ediyor.

Özellikle genç nüfus açısından riskin büyüdüğü, kullanım yaşının erken dönemlere kaydığı ve bağımlılık türlerinin çeşitlendiği görülüyor. Bu tablo, gençlerin neden uyuşturucu ve sanal bahis gibi alışkanlıklara yöneldiği sorusunu gündeme getiriyor. Uzman Klinik Psikolog Betül Aydınaydoğdu Yurtseven, Manşet Haber'e yaptığı değerlendirmelerde, bu sürecin tek bir nedenle açıklanamayacağını ifade ediyor.

VERİLER NE SÖYLÜYOR?

Emniyet Genel Müdürlüğü'nün yayımladığı "Türkiye Uyuşturucu Raporu 2025" verileri, Türkiye'de uyuşturucuya ilişkin tabloyu somut rakamlarla ortaya koyuyor. Rapora göre, 2024 yılında ülke genelinde 309.028 "uyuşturucu olayı" kayıtlara geçti. Bu sayı, 2023 yılına göre %22,7’lik bir artışı ifade ediyor. Olayların büyük kısmını, kullanma amaçlı uyuşturucu madde satın alma, kabul etme ya da bulundurma suçları oluşturuyor. Aynı rapora göre, 2024 yılında doğrudan madde bağlantılı ölümler %42,3 artarak 427'ye yükseldi. Bu ölümlerin %57,1'i çoklu madde kullanımına bağlı olarak gerçekleşti. 

Türkiye’de madde bağımlılığı tedavisi hem ayaktan hem de yatarak sunuluyor. 2024 yılı sonunda ülkede 143 tedavi merkezi ve 1.582 yatak kapasitesi bulunuyor. Tedaviye başvuran kişilerin yaş ortalaması 31, madde kullanımına başlama yaşı ise 22 olarak kaydedildi. Eğitim ve istihdam verileri incelendiğinde, tedavi gören bireylerin önemli bir bölümünün düzenli bir işinin olmadığı görülüyor. Bu tablo, madde kullanımının yalnızca sağlıkla değil, aynı zamanda sosyal yaşamla da doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.

SANAL BAHİS VE KUMAR YAYGINLAŞIYOR

Uyuşturucu kullanımındaki artışla birlikte, sanal bahis ve kumar davranışı da Türkiye’de giderek daha fazla gündeme geliyor. Yeşilay Akademi tarafından yayımlanan Türkiye Kumar Raporu, Türkiye'de kumar oynama davranışının %10’un üzerinde seyrettiğini ortaya koyuyor.

Yeşilay Danışmanlık Merkezlerine (YEDAM), 2021-2024 yılları arasında 15.624 kişi kumar bağımlılığı nedeniyle başvurdu. Bu sayı, aynı dönemde tüm bağımlılık türleri için yapılan başvuruların yaklaşık %28'ine karşılık geliyor. Raporda, özellikle çevrim içi bahis ve dijital platformların bu süreci hızlandırdığı belirtiliyor.

KRİTİK EŞİK: "BİR KEREDEN BİR ŞEY OLMAZ"

Artan rakamlar, gençlerin neden uyuşturucu ve sanal bahis gibi alışkanlıklara yöneldiği sorusunu gündeme getiriyor. Uzman Klinik Psikolog Betül Aydınaydoğdu Yurtseven, Manşet Haber'e yaptığı değerlendirmelerde bu sürecin tek bir nedene indirgenemeyeceğini ifade ediyor. Gençler çoğunlukla stres, kaygı ve depresyon gibi duygularla baş etmekte zorlandıklarında bu alanlara yöneliyor. Yurtseven, bunu "En büyük hataları mutsuzken yaparız" sözleriyle açıklıyor. 

Duygularla baş etme becerisinin zayıf olması, özgüven eksikliği ve "bir kereden bir şey olmaz" düşüncesi, süreçte kritik rol oynuyor. Bu düşünce, zamanla tekrar eden davranışlara ve kontrol kaybına yol açabiliyor.

SANAL BAHİSE KOLAY ERİŞİM RİSK TEŞKİL EDİYOR

Yurtseven'e göre, arkadaş çevresinde uyuşturucu ya da bahis davranışının normalleştirilmesi, işsizlik ve gelecek kaygısı da süreci hızlandırıyor. Özellikle sanal bahis bağımlılığında telefondan kolay erişim ve kısa sürede kazanç elde edilebileceği algısı gençler üzerinde etkili oluyor.

AİLE VE SOSYAL ÇEVRENİN ETKİSİ BELİRLEYİCİ

Aile yapısı ve sosyal çevre bağımlılık davranışlarının gelişiminde önemli bir rol oynuyor. İlgisiz ya da aşırı baskıcı aile tutumları, aile içi şiddet, sağlıklı iletişimin olmaması ve ebeveynlerde madde kullanımı gibi etkenler gençleri daha kırılgan hale getirebiliyor.

Yurtseven'in değerlendirmelerine göre, zorlayıcı yaşam koşullarıyla baş edemeyen, yalnız hisseden ya da destek mekanizmaları zayıf olan gençler, kötü alışkanlıklara daha açık hale gelebiliyor. Bu alışkanlıklar kişiye kendini geçici olarak iyi hissettiriyor ancak kalıcı bir çözüm sunmuyor. Özellikle depresif bireylerde hız, risk ve dopamin arayışının daha belirgin olduğu, bu durumun bağımlılık davranışlarını beslediği aktarılıyor.

İYİLEŞME MÜMKÜN, ANCAK DESTEK ÖNEMLİ

Uzman Psikolog Yurtseven, bağımlılık davranışlarının kalıcı olmadığını vurguluyor. Beynin yeniden öğrenme kapasitesine sahip olduğunu, davranış kalıplarının değiştirilebildiğini ve duygu düzenleme becerilerinin geliştirilebildiğini belirtiyor. Yurtseven, bunun sabır gerektiren uzun bir süreç olabileceğini de ekliyor.

Ailelerin suçlayıcı ve utandırıcı bir dil kullanmaması, net sınırlar koyarken destekleyici bir tutum benimsemesi ve profesyonel destekten kaçınmaması, sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından önemli görülüyor.

Haber: Buket Saymaz

Küfür, hakaret ve spam yayınlanmaz.