Mukaddes Emanetler Sergisi, bu yıl yalnızca tarihî ve kutsal emanetlerle değil, çağdaş sanatın özgün örnekleriyle de dikkat çekiyor. Manşet Haber’e konuşan sanatçı Mustafa Cihangiroğlu, ilk kez sergilenen Esma-ül Hüsna çalışmasının üretim sürecini ve taşıdığı manevi anlamı anlattı. Titiz işçiliği ve sembolik diliyle öne çıkan eser, serginin öne çıkan çalışmaları arasında yer aldı.
BİR YILLIK EMEK, AHŞAPTA MANEVİ YOLCULUK
Devlet memuru ve Kültür Bakanlığı sanatçısı olan Cihangiroğlu, yıllardır zihninde taşıdığı Esma-ül Hüsna fikrini hayata geçirmek için yaklaşık bir yıllık titiz bir çalışma yürüttü. Hüsn-i hat formlarının ölçeklendirilmesinden ahşabın hazırlanmasına kadar her aşamanın büyük bir hassasiyetle ilerlediğini belirten sanatçı, çalışmada fırınlanmış limba ağacı kullandığını ifade etti. Toplamda beş demonte parçadan oluşan eser; 174 santimetre yüksekliğinde, 142 santimetre genişliğinde ve yaklaşık 70 kilogram ağırlığında. Oyma işlemlerinin ardından yalnızca boyama sürecinin dahi 21 gün sürdüğü belirtiliyor.
“GERÇEK SANATIN SAHİBİNE DUYULAN AŞKLA”
Sanatçı, eserine “Gerçek Sanatın Sahibine Duyulan Aşkla” adını verdi. Bu ismin, çalışmanın taşıdığı manevi anlamı yansıttığını vurgulayan Cihangiroğlu, eserin her detayında teslimiyet, emek ve inanç duygusunun bulunduğunu dile getirdi.
TÜRK-İSLAM GELENEĞİ RENKLERLE ANLATILDI
Eserde tercih edilen mavi ve turkuaz tonları da bilinçli bir seçimin ürünü. Cihangiroğlu, bu renklerin Türk kimliği ile İslam medeniyetinin tarihsel birlikteliğini simgelediğini belirterek, Türklük ve İslamiyet’i birbirinden ayrı düşünmediğini ifade etti. Eserin yan bölümlerinde Göktürk alfabesiyle yazılmış ifadeler ve aile bireylerine ithaflar da yer alıyor.
GÜL VE LALE DETAYLARIYLA MANEVİ ANLAM DERİNLİĞİ
Çalışmada, Esma-ül Hüsna’nın çevresinde gül ve lale motifleri bulunuyor. Bu detayların Allah ve Peygamber sevgisini sembolize ettiğini aktaran sanatçı, eserin sergide yer alan mukaddes emanetlerle güçlü bir manevi bağ kurduğunu söyledi.
“BU BENİM İLK SERGİM”
Mukaddes Emanetler Sergisi’nin, bu eserin ilk kez sanatseverlerle buluştuğu yer olduğunu belirten Cihangiroğlu, çalışmasının böyle anlamlı bir sergide yer almasının kendisi için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı olduğunu dile getirdi.
SANATIN ÖTESİNDE BİR YAŞAM FELSEFESİ
Sanat yaşamının yanı sıra doğaya verdiği katkılarla da dikkat çeken Cihangiroğlu, yıllar içinde yüz binlerce meşe palamudunun fidanlaşarak doğaya kazandırılmasına vesile olduğunu ifade etti. Sanatçı, söyleşinin sonunda “Sevelim, sevilelim. Dünya kimseye kalmıyor” mesajıyla sözlerini tamamladı.
Altındağ Belediyesinin ev sahipliğinde düzenlenen “Mukaddes Emanetler” Sergisi, Ulucanlar Yarı Açık Cezaevi Kültür Sanat Merkezi’nde 30 Ocak’a kadar ziyaret edilebilecek.
Haber Merkezi: Melisa Altuntaş