Millî Eğitim Bakanlığı, 2025–2026 yılı öncesinde öğretmen ve okul personeline yönelik kılık-kıyafet kurallarını netleştirdi. Serbest kıyafet dönemine nokta konulurken, “mesleğin saygınlığı ve toplumsal değerlere uygunluk” temel ilke oldu.
Yeni düzenleme uyarınca okullar, öğrenciler için belirledikleri kıyafeti zorunlu kılacak. Uygulama; öğretmen, yönetici, idari ve yardımcı hizmetler dahil tüm okul çalışanlarını da kapsayacak.
Ağustos ayında okullara iletilen genelgede, öğretmenlerin mesleğin saygınlığını yansıtan, ciddi ve toplumsal değerlere uygun kıyafetlerle görev yapması gerektiği vurgulandı. Dikkatsiz, özensiz veya genel kabule aykırı giyim tarzlarına izin verilmeyecek.
Bakanlık, öğretmenlerin dış görünüşünün yalnızca estetik bir konu olmadığını; öğretim kalitesi ve sınıf içi disiplin üzerinde doğrudan etkisi bulunduğunu belirterek, rol model niteliğine dikkat çekti.
Düzenleme yalnızca öğretmenlerle sınırlı değil. Müdür, müdür yardımcısı, memur ve diğer çalışanlar da aynı kurallara tabi olacak. Hedef; eğitim ortamında bütünlük ve profesyonellik sağlamak.
Eğitim-İş, yayımladığı açıklamada öğretmenlerin zaten kamu görevlisi hassasiyetiyle davrandığını savundu ve şu ifadeleri kullandı: “Öğretmenler, ‘mesleğe ve görevin gereklerine uygun çağdaş kılık-kıyafet’ ile görev yapmaktadır. Laik, bilimsel ve çağdaş eğitim temel ilkedir. Kılık-kıyafet konusunda gösterilen hassasiyet, öğretmen üzerinde baskı aracına dönüştürülmemelidir. Tehdit, öğretmen değil; laik eğitimi zayıflatan yapılardır.”
Sendika, denetimin laik eğitim anlayışını zedeleyen yapılara yönelmesi gerektiğini belirterek “Öğretmene değil, tarikatlara bakın” çağrısı yaptı.
MEB’in yeni kıyafet düzenlemesi, okullarda kurumsal görünüm ve mesleki duruşu güçlendirmeyi amaçlıyor. Uygulamanın alanı genişledikçe, sendikaların eleştirileri ifade özgürlüğü ve laik eğitim ekseninde daha yoğun bir tartışma yaratıyor.
Kaynak: Manşet Haber