Sosyal medya platformları, Venezuela kriziyle birlikte savaş odalarının vazgeçilmez aracı haline gelirken, açık kaynak istihbaratı askeri ve siyasi kararları anlık olarak etkilemeye başladı.
Açık kaynak istihbaratı (OSINT) alanında sosyal medya platformlarının kriz ve çatışma dönemlerinde artan etkisi, askeri ve siyasi karar alma süreçlerinde yeni bir dönemi beraberinde getiriyor. Özellikle mikroblog platformları, gerçek zamanlı veri akışıyla klasik istihbarat yöntemlerini tamamlayan kritik bir araç haline geliyor.
Veri Bilimi Uzmanı Emre Durgut, ABD’nin Venezuela’ya düzenlediği ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun alıkonulmasıyla sonuçlanan askeri müdahalede sosyal medyanın oynadığı rolü değerlendirdi.
“SAVAŞ ODASINDA X GÖRÜYORUZ ÇÜNKÜ GERÇEK ZAMANLI İSTİHBARAT AKIYOR”
Durgut’a göre bir savaş odasında X platformunun açık şekilde izlenmesi, sosyal medyanın artık Gerçek Zamanlı Açık Kaynak İstihbaratı’nın omurgası haline geldiğini gösteriyor.
Kriz anlarında sahadaki gazeteciler ve yerel tanıklar tarafından paylaşılan görüntü, video ve konum verileri, askeri hareketliliklerin doğrulanmasında erken uyarı işlevi görüyor. Bu veriler ham bilgi niteliğinde olsa da durumsal farkındalığı artırarak stratejik avantaj sağlıyor.
ASKERİ VE SİYASİ KARAR ALMA HİYERARŞİSİ DEĞİŞİYOR
Geleneksel istihbarat raporlarının saatler süren analiz süreçlerinin yerini artık anlık veri akışı alıyor. Durgut, bir devlet başkanının sahadaki gelişmeleri bir X kullanıcısıyla aynı anda görebilmesinin istihbarat akışında devrim niteliğinde olduğunu vurguluyor.
Askeri planlamaların uzun vadeli ve çok alternatifli hazırlandığını belirten Durgut, ancak planların ifşa edilmesinin siyasi kararları ve kamuoyu baskısını doğrudan etkileyebileceğini ifade ediyor. Bu yeni düzende veri okuryazarlığının liderler için kritik hale geldiğine dikkat çekiyor.
“DEZENFORMASYON MODERN SAVAŞIN STANDART TAKTİĞİ”
Açık istihbaratın merkezileşmesi, rakip aktörlerin sosyal medya üzerinden yanıltıcı operasyonlar yürütmesini de kolaylaştırıyor. Sahte hesaplarla yapılan yemleme ve dikkat dağıtma girişimleri, düşük maliyetli ama yüksek etkili yöntemler olarak öne çıkıyor.
Durgut, dezenformasyonun artık modern savaşın standart bir parçası olduğunu, ancak bu bilgi kirliliğinin doğru analiz edildiğinde rakibin niyetlerini ve korkularını açığa çıkarabilecek bir fırsata da dönüşebileceğini söylüyor.
YAPAY ZEKA VE VERİ MADENCİLİĞİ DEVREDE
Savaş odalarında yalnızca ekran izlenmediğini belirten Durgut, arka planda sofistike yapay zeka ve veri madenciliği araçlarının çalıştığını aktarıyor.
Doğal Dil İşleme modelleri paylaşımların duygusal tonunu ve güvenilirliğini analiz ederken, graph veritabanları bot ağlarını ve hesap ilişkilerini haritalıyor. Görüntü tanıma sistemleri ise fotoğrafların manipüle edilip edilmediğini saniyeler içinde tespit edebiliyor.
ALGORİTMA BAĞIMLILIĞI STRATEJİK RİSK OLUŞTURUYOR
Sosyal medya platformlarının algoritmalarının hangi bilginin öne çıkacağını belirlemesi, devletler açısından stratejik bir zafiyet riski barındırıyor. Durgut, özel şirketlerin algoritmalarına aşırı bağımlılığın ulusal güvenliği etkileyebileceğine dikkat çekiyor.
Bu nedenle devletlerin tek bir platforma bağlı kalmak yerine, yerli ve milli sistemlerle çeşitlendirilmiş bir dijital istihbarat altyapısı kurması gerektiğini vurguluyor.
BOT TRAFİĞİ VE YANILTICI İÇERİK NASIL AYIRT EDİLİYOR?
Analiz ekipleri, bot hesapları ve dezenformasyonu ayırt etmek için çok katmanlı makine öğrenmesi modelleri kullanıyor. Paylaşım sıklığı, dil kalıpları, konum tutarsızlıkları ve etkileşim ağları analiz edilerek hesaplar puanlanıyor.
Yüksek riskli içerikler görselleştirilerek karar vericilere sunuluyor. Durgut’a göre bu sistemlerin başarı oranı yüzde 80-90 seviyesinde olsa da insan gözetimi hâlâ vazgeçilmez.
“BU YENİ BİR ASİMETRİK GÜÇ”
Bir mikroblog platformunun ulusal güvenlik stratejisinin parçası haline gelmesi, platform sahiplerine kontrolsüz bir jeopolitik güç kazandırıyor. Algoritma değişiklikleri ve içerik politikaları, bilgi akışını ve dolayısıyla devlet politikalarını etkileyebiliyor. Durgut, bu asimetrik gücün dengelenebilmesi için ülkelerin dijital bağımsızlıklarını güçlendirecek uzun vadeli ve zincirleme yatırımlar yapmasının zorunlu olduğunu vurguluyor.
Kaynak: AA