ABD bankacılık sistemine ilişkin son dönemde artan söylentiler ve sosyal medyada dolaşan iddialar, ilk bakışta abartılı senaryolar gibi görünse de, uzmanlar bu söylemlerin arkasında ciddi yapısal risklerin bulunduğuna dikkat çekiyor. Ekonomist Levent Işık, mevcut tabloyu Manşet Haber'e değerlendirerek durumun bir çöküş kehanetinden ziyade, giderek güçlenen bir uyarı sinyali olduğunun altını çizdi.
TİCARİ GAYRİMENKUL KRİZİ BİLANÇOLARDA HÂLÂ GİZLİ
Pandemi sonrası yaygınlaşan uzaktan çalışma modeliyle birlikte ofis binalarındaki doluluk oranları sert biçimde düştü. Buna karşın, birçok bölgesel bankanın bilançosunda bu binalara verilen krediler hâlâ kriz öncesi değerler üzerinden taşınıyor. Muhasebe mevzuatı, satılmayan varlıklar için değer düşüklüğünün ertelenmesine izin veriyor. Bu da kâğıt üzerinde sağlıklı görünen bilançoların, fiili piyasa koşullarıyla örtüşmemesine yol açıyor. Uzmanlar, “zarar yazılmıyor çünkü satış yok” yaklaşımının ileride çok daha sert bilanço düzeltmelerine neden olabileceği görüşünde.
GECİKMELİ ŞOK RİSKİ: SORUN SATIŞ ANINDA ORTAYA ÇIKACAK
Ekonomist Levent Işık’a göre asıl risk, bu varlıkların elden çıkarılmak zorunda kalındığı anda ortaya çıkacak. Ticari gayrimenkullerin gerçek piyasa değerinin, bilançolarda taşınan değerlerin çok altında kalması durumunda, bankalar bir anda ciddi sermaye açıklarıyla karşı karşıya kalabilir. Bu durum, sistemde “gecikmeli süper şok” etkisi yaratma potansiyeli taşıyor.
MEVDUAT GÜVENLİĞİ KONUSU NEDEN TARTIŞILIYOR?
Resmi söylem, mevduatların sigorta altında olduğu ve sistemin 2023’te yaşanan bölgesel banka krizinden sonra güçlendirildiği yönünde. Ancak uzmanlar hukuki öncelik sıralamasına dikkat çekiyor. Olası bir iflas senaryosunda, bankalara acil likidite sağlayan bazı kurumların, mevduat sigorta fonundan ve bireysel mevduat sahiplerinden önce alacaklarını tahsil etme hakkı bulunuyor.
BÜYÜK BANKALAR DAYANIKLI, BÖLGESEL BANKALAR KIRILGAN
Analizlere göre büyük ABD bankaları, kredi portföylerini daha geniş bir yelpazeye yaymış durumda. Buna karşılık küçük ve orta ölçekli bölgesel bankalar, ticari gayrimenkule yüksek oranda bağımlı. Ofis binaları, alışveriş merkezleri ve büyük işyeri projeleri bu bankaların kredi hacminde önemli yer tutuyor. Faizlerin yüksek seyrettiği, kiraların gerilediği ve yeniden finansmanın zorlaştığı bir ortamda bu kredilerin çevrilememesi, bölgesel bankaları sistemin en zayıf halkası haline getiriyor.
FED STRES TESTLERİ NE SÖYLÜYOR?
ABD Merkez Bankası tarafından yapılan stres testleri, sistemin genel olarak ayakta kalabilecek güçte olduğunu gösteriyor. Ancak geçmiş deneyimler, finansal krizlerin çoğu zaman stres testlerinde öngörülemeyen alanlardan patlak verdiğini ortaya koyuyor. 2008’de konut kredileri, 2023’te teknoloji bankaları ve tahvil portföyleri buna örnek olarak gösteriliyor.
“BİR SONRAKİ KRİZİN BAŞLIĞI NE OLACAK?” SORUSU YÜKSELİYOR
Finans çevrelerinde artık daha sık dile getirilen soru şu:
''Bir sonraki büyük kırılmanın merkezinde ticari gayrimenkuller ve bölgesel bankalar mı olacak?'' Uzmanlar, bunun kaçınılmaz bir çöküş anlamına gelmediğini ancak sistemin belirli noktalarında ciddi stres biriktiğini vurguluyor.
UYARI NET: GÜÇLÜ GÖRÜNEN SİSTEMİN ARKASINDA ERTELENMİŞ SORUNLAR VAR
Levent Işık’a göre mevcut tablo, panik yaratmak için değil, riskleri zamanında görmek için okunmalı. “Bankacılık sistemi kâğıt üzerinde güçlü görünebilir. Ancak ofislerin boşaldığı, varlık değerlerinin düştüğü ve likiditenin hukuki önceliklerle kilitlendiği bir dünyada, bilançoların ne kadarının gerçek, ne kadarının ertelenmiş sorunlardan oluştuğu sorusu giderek daha yüksek sesle soruluyor” değerlendirmesinde bulunuyor.
Haber: Melisa Altuntaş